Thursday, May 31, 2012

HOUSTON WE HAVE A PROBLEM


EĞİTİM ŞART


Bugün

günün tüm karmaşasına, tüm tersliklerine, tüm zorluklarına inat:

ayvalık, manastır yolu, denize girdiğim koy, bir minder, bir kitap, bir sigara, müzik
hafif uyku, güneş kavurmuyor ısırıyor, deniz, denizin içinde ben, portatif buzlukta hafif bir iki içecek, biraz sigara
akşam sanki yörükte bir sofra
sonra temiz çarşafta uzun uyku

çalışmak ile zorum yok, arada kaçabilsem yeter bana
pek burnumda tüttü bugün

son 24 saat

- Polise astımlı olduğunu söylemesine rağmen biber gazı yiyerek ölen gencin hastane önünde eylem yapan ailesine de biber gazı sıkıldı.
- Sağlık Bakanı "Tecavüze uğrayan kadının bebeğine devlet bakar" dedi.
- Kürtajı yasaklayacak kanunun Haziran'da meclise sunulacağı açıklandı.
- Havayolu çalışanlarına grev yasağı getiren yasa Meclis'ten geçti.
- 150 THY çalışanı grev yaptığı için işten çıkarıldı.
- Emniyet güçlerinin copları demire çevrildi.
- KCK davasında avukatlık yapan 103 avukat hakkında soruşturma başlatıldı.
- 16 yıllık Yeni Şafak yazarı Ali Akel, hükümetin Uludere'deki tutumunu eleştirdiği için gazetesinden kovuldu.

Wednesday, May 30, 2012

Tuesday, May 29, 2012

5bucuk cok erken


4+4+4 le hayatimiza giren 60/66 aylik cocuklarin okula baslamasina karsi imza kampanyasi basladi.
asagidaki linke tiklayarak imzanizi atip yetkililere sesimizi duyurabiliriz.
siz de cevrenize yayar mısınız?

sıkıntı

sıkıntı aylardır işle ilgisi kalmayan iş arkadaşının, bugün kafayı her şeyi yetiştirmeye takması, beceremeyeceğimi iddia etmesi, ve ilgisi olmayan üreticilerle ilgili kritiklerini beyan etmesidir.

kendisinin kafasını duvara vurmamak için, büyük bir gayret sarf edilmektedir.

lakin, içimden geçenlerin reele dökülmesi an meselesidir.

Hepsi yetmiyormuş gibi, aylarca iş yapmayıp, üzerine etiket çıkışı diye pek mühim bir iş yaratıp kendine, 450 TLyi sokağa saçmakta beis görmemesi ile ortaya çıkan kaosu düzeltmem için gözümün içine bakması, abesle iştigalin bir milim üzeri değildir ve kafa duvar sürecine hız katmaktadır.

zenci bile paklamaz bir durumun içinde olmak, işte böyle bir şey

Benim bir bedenim var

Herkes gibi
ona iyi ya da kötü davranmam tamamen kendi seçimlerime bağlı
onunla ne yapacağıma ben karar veriyorum
sevişebilirim, koşabilirim, şişmanlayabilirim, dövme yaptırabilirim, çıplak bırakabilirim, çarşafa sokabilirim
doğru ya da yanlış her şeyi ile bana emanet bu beden
çok küçükken hamile kaldım ben
sevdiğim bir adamla evlenmiştim
ama alkolik olduğunu geç öğrenmiştim
daha yolun başındaydım
ne evliliğime güvenim vardı ne de geleceğime
nerede ise son mümkün güne kadar bekledikten sonra karar verebilmiştim aldırmaya bebeği
sene 1994

sonra sene 2006/2007 olmalı
bir daha hamile kaldım
daha çok tazeydi her şey
olduğunu bile söyleyemezdim
tek başıma gittim aldırdım

ben hep zannederdim ki benim bir sürü çocuğum olacak
çok sevdiğim bir kocam olacak
hep mutlu olacağım
yaşam başka başka yollara sürükledi
yine mutlu oldum, yine güzel şeyler oldu
sadece çocukluk hayalim olmadı.

Benim bir bedenim var ve içinde yeşerebilecek bir canı istersem bir hapla öldürebilirim, istersem son dakika da kürtajla aldırabilirim, istersem doğurabilirim.  Nasıl doğuracağıma da ben karar veririm.  Bedensel acıya toleransım yüksek sayılır artık, doktorların verdiği binde bir şansı kullanıp hamile de kalabilirim, korkup kaçabilirim de.
Benim bir bedenim var, benim bir aklım var, benim özgür iradem var.
Devlet ya da herhangi bir allahın kulu bana karışma hakkına sahip değil.
Devletim devlet olup, bana gül bahçeleri sunsa idi, 1994de korkmazdım ben. ya da 2006/2007de, ya da 2001de, ya da 2003te.  Hele bugün daha da korkarım ben bir çocuk için karar vermeye, 66 ayda okula alınan çocuklar, yasaklarla ve hurafelerle beklenen bir gelecek var önümde.  Kendim yaşamaya korkarken, başka bir can için nasıl sorumluluk alayım.

60 aylık başladım ben okula, daha gelişmemiş kaslarla yazmanın nasıl azap olduğunu ben bilirim, kendinden büyüklerle başetmek için nasıl sertleşildiğini ben bilirim.

Benim bir bedenim var.
Sadece benim.

Şeker?


Monday, May 28, 2012

Glad I ate Her (Cass&Slide)

Düşünüyorum da bazen...

Gozunuz kedi gorsun :)

Gilli

Simdi firenze'de olmak vardi

eller eller eller


yağmur başlangıcı

YAĞMUR BAŞLANGICI
Siz bir başlangıç bile değilken
yokken denemez çünkü vardınız
geyikler inerdi gözlerinize
ağaçlarınız fındık ve sincap
bu yüzden omuzlarınız
memeleriniz bir kitap gibi okunaklı
oluklara düşen sessiz damlalardı

bin kez yondum sizi bin kez doğurdum
bir keten buruşukluğu her seferinde
yağacak diye düşünürdüm havalara bakarak
bir serinlik bir kıpırtı otta ve ağaçta
akşamın kanından gecemize yaklaşan
bir gemi gibi önce küçük sonra yakın
iri damlaları o seyrek yağmurun
tüterdi ot çakıl kum

siz bir başlangıç bile değilken
sizi yazdım kotardım
bir başucu kitabı olmanızı istedim
tek tek iri o yabanıl kelimeler
onlar işte renkli zarlarının içinde
olukların çinkosunda yuvarlanan

siz daha bir başlangıç bile değilken
yağmur başlamıştı
ama ne ben ne bahçe ne yaz
hiçbirimiz.

OKTAY RIFAT HOROZCU



pazartesi

yağmur yağmasa
haftasonu dinlenilmiş olsa
keyifli olunsa
kötü bir gün olmayabilir

ama bu hafta sevmiyorum. kesin ve net

Thursday, May 24, 2012

çok sevdim sizi :)

Salakla aynı havayı solumak

Faşizan biri değilim, ara sıra sinirlenince sorgulamaya başlarım sadece. Ben mesela şuna takığım, sen şimdi salaksın, bana olta atıyorsun, ben bunu kulağımın üzerine yatmış gibi sana iş çiziktiriyorum ve sunuyorum, sen kalkıp olabildiğince gerzek cümleler kurup sana hayal üzeri krema soslu konsept sunmamı bekliyorsun...Şimdi salak kim ?

Wednesday, May 23, 2012

keyfim geldi

çalsın yine



ve dahi:


hatta:


devam:

aklımı koru yalabbim

ofise gelecek bir üretici var
kendisine telefonda yolu anlatıyoruz
yolda ne kadar komplike olabilir siz düşünün: akmerkezin karşısı

adama akmerkez sağınızda kalacak diyorum
aldığım cevap: ben sağımı solumu nereden bileyim

sevgili patronlar sevgili ik'cılar
bir embesili işe alacaksanız, en azından sağını solunu bilip bilmediğini öğreniniz
yoksa bizim gibilerin diline .aşak oğlanı olup çıkarlar

uzlaşma


Monday, May 21, 2012

Saturday, May 19, 2012

pişmanım


gençlik?

dün sabah Brindisi'de bir okulun önünde bomba patladı
5 yaralıdan bu sabah itibari ile 2si öldü
ölenler 2 genç kız
yaklaşık 16 yaşındalardı

Bu hafta İtalya'da mafyaya karşı savaşlarını sürdürürken yaklaşık 20 yıl önce öldürülen iki savcının ölüm yıl dönümü sebebi ile gösteriler yapılacaktı.  Bölgenin belalısı Sacra Corona şovların en büyüğünü yaptı.
Sahne çaldı.

Ne orada ne burada gençlerin değeri kalmadı, sadece harcanabilir, üzerinden prim yapılabilir
bütün dünya mı benden sonrası tufan diyor?

çocuklara seksi anlatmak



kutlu olsun


Atamızın hitabıyla...
"...memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde..."
olanlar için yine bir şey ifade etmiyor.  Özgürlüğü, gençliği, konuşmayı, sanatı, her şeyi unutturmaya çalışıyorlar.  Seneye özgürce kutlayabilmek, şüpheye düşmeden, umutla geleceğe bakabilmek ümidi ile.

günün en mutlu adamı

zuckerberg'den sonra günün en mutlu adamlarından biri de David Choe abimiz, kendisine kısaca grafitici diyoruz.
Neden derseniz, abi Facebook merkeze resimler yapmış, para almak yerine de hisse almış zuckerberg'den.
eh an itibarı ile, epey tatlı bir paranın sahibi
neler yapmış derseniz, pls visit http://davidchoe.com/

David abi jay-z ye de işler yapmış, zuki'nin evine işler yapmış, obamaya hediyeler yapmış vs vs
yürü ya kul denmiş kendisine kısaca
deniz kum bende para derseniz, abiye ayakkabı bile tasarlatırsınız

gözümüz yok, güle güle harcasın

bazen

seçimler hatalı olur
elimizde patlar

can sıkar
pişman eder

bu da anı der geçerim

Thursday, May 17, 2012

Olympos / Tahtalı Teleferik - Antalya

Mart sonu çok sevdiğim bir arkadaşımın teklifini kaçırmayıp Antalya'ya gitmeye karar verdim.Bu gidişimde Onur Air'le gittim ve döndüm, Onur Air'in dergisini incelerken orada bir ilan dikkatimi çekti..Avrupa'nın ikinci sanırım en yüksek teleferiği bizdeymiş.Tahtalı Teleferiği! Meğer arkadaşımda buraya gidelim diyecekmiş :)
Tahtalı mevkii, Kemer'den yaklaşık 25-30 km mesafede, Base noktası denen teleferiğin kalkış noktası yol girişinden sonra yaklaşık 8 km içerde, bu içerideki noktaya giderken de 750 metreye çıkıyorsunuz, Teleferik 750 Metre'den 2400 metreye dağın tepesine çıkartıyor..Nefes Kesici !
Dağın tepesine giderken dağın gerçekten tepesine çıkacağınızı düşünemiyorsunuz, ben tam idrak edemedim..Bildiğiniz tam tamına şu yukarıda görünen karlı tepe!!!
Base'den görünen teleferik ufakmış gibi görünüyor fakat teleferik 80 kişilik ve inanılmaz profesyonel şekilde işletiliyor, yer istasyonundan tepedeki ana bina'ya kadar herşey ince ayrıntısına kadar düşünülmüş..Ana bina ve inşaat tam 4 yıl sürmüş, bizim gittiğimiz dönemde kişibaşı ücret 30 TL idi,yaz tarifesi için 50 TL duydum biraz çok gibi gelebilir ama inanın her lirasına değecek bir deneyim...
Çıkış yaklaşık 15 dakika sürüyor, 4 tane ana direk üzerinden geçiyorsunuz, her atlama noktasında teleferik ufak sallanıyor ama o heyecan değişilmez. (inerken daha fena) Manzara şaka gibi..
Çıktıkça çıkıyorsunuz, bence ilkbahar'da çıkmakla iyi iş yapmışız zira yukarsı karlarla örtülü, sıkı sıkı giyindik zira Antalya 20 derece iken tepelerde 5 derece sıcaklık vardı..
Buraya çıkarken hiç anlamıyorsunuz ama 2400 metre hakikaten çok yüksek..
Sahiller küçücük kalıyor...
Ana Bina 3 katlı, Giriş katında güzel bir mini bar ve hediyelik eşya dükkanı mevcut, ikinci katta güzel bir (uygun fiyatlı şaşırtıcı şekilde) restoran var..üçüncü katta bir restoran daha vardı ama o özel okazyonlarda açılıyor anladığım kadarıyla..Bir de üst katta gözlem terası var..teras dediğime bakmayın, gidince göreceksiniz minik bir halı saha kadar bir teras..çift kale maç yaparsın..


Gözlem terasından gelen kalabalıkları bu şekilde görüyoruz..Karlar olunca izlemesi çok keyifli ve matrak..arka taraf Kumluca..Türkiye'nin domates deposuymuş..
Bu yukarıda gördüğünüz kare'ye dikkatlice bakın, solda beyazlık gibi duran ince çizgi Antalya ve sahili..2400 metreden böyle :)
Sol aşağısı Kemer sahili biraz geçince..
Terasın arkasında Toroslar böyle sıra sıra görünüyor..O an kendimi tüm dağlara çıkmış gibi hissettim..Biraz da ilahi bir hissiyat geliyor..Gelmiyor desem sizi kandırırım :)
Düşünsene bulutla aynı hizadasın..göz hizanda bulutlar..bulutun sağ tarafı Kumluca..

Karelerce fotoğraf çekip bu kadarını vermek haksızlık ama bana da acıyın..
Açıkta Sosis ve Sucuk ızgara var..Ben gittiğimde kapalıydı ama yakışırrrr...

Gayet eğlendiğimi söyleyebilirim, ee bu manzaraya bir bira iyi gider diye düşündüm...
Dağın tepesinde hakikaten çok iyi gidiyor..Cep telefonu çekiyor korkmanıza gerek yok..İniş yine 15 dakika ama daha heyecanlı..Antalya Kemer tarafına yolunuz düşerse Olympos / Tahtalı Teleferik yılın 12 ayı hizmet veriyor..

girdiği yeri .ikip atan

ha işte
bunlar var oldukça ben sigara filan bırakamam
buraya kadarmış

girdiği yeri güzelleştiren






sanki ev olması için mekanın yaz gelince şart bir yerlerden çıkmaları...

pfffff

öğlen 1den akşam 11e kadar hiperaktif bir bünyeye iş yaptırabilmiş birinin, sabah sakin olması beklenemez
patronu sakin ol dediğinde, ama önce siz normalleşin canım diyen seden'dir
söylediklerinden ötürü yargılanmamalıdır
patron kaçıp gitmiştir ofisten
olsun, döner, para var burada, kokusunu alır
nasıl olsa yine biz koklayamayacağız :(

en sevdiğim sahne


kadına karmaşık derler ya, yalandır aslında, çoğu zaman nettir
kafasında kadını komplike ve çözülemez yere koyan erkek, her daim 3 yaşa dönmeye mahkumdur