Friday, May 14, 2010

Cuma Akşamı..iple çekiyorduk di mi vaktiyle...

Eskiden cuma diyince acayip bir gaza gelme durumu vardı..Şimdi kendime bakıyorumda ..neye bakıyorum olm.
Zaten ofisteyim, işlerimi toparlıyorum, gelecek hafta neler yapacağım, şirketteki işleri sırasına koymak için kafamı toplayıp yapacaklarımı sıralıyorum.
Ama ne özlemişim biliyo musun..Yorgunluğu, deli gibi çalışma ritmini, zırvalıycak kadar yorulmayı...
Şurda yaptığıma bak..saat olmuş sekiz buçuk rakamla 20:30..
Ne işim var benim şirkette demiyorum bakınız sevgili okuyucu..
Ama evde sanırım içeceğim..
Bana eşlik eden zaten Cure..Friday I'm in love..

Öğlen ofis içi keyif

İş çok, vakit yok..napcaz yani hiç mi keyif yapmıycaz ?
Yapcaz tabii.

Telefona sarıldık ve safran,krema soslu bonfile dilimli mantarlı tortellini sipariş ettim.
Şimdi bir yandan blog'a yazıyorum bir yandan iş yaparken arka planda Keith Jarrett'in Standarts in Norway albümünden en sevdiğim şarkı "Old Folks" u dinliyorum..

Demek ki keyif yapılabilirmiş birkaç 10 dakikalığına..kısa sürmek zorunda lakin...

Thursday, May 13, 2010

İçki, Kantar ve Topuzu . Üçü Bir arada

Hayatımın her döneminde bokunu çıkarma potansiyeline sahip olduğum vakitler olmuştur.
İşte size süprüüüüz..Yine hayırlı 3 aylara girdim..
Bu arada DarkSide'a girişimde hayırlı olsun..Haydi hop hop eller havaya..
Dün akşam sağlam içtim, aslında 2 çeşit içki içtim ama 4'er bardak :)
Akşam girişi 4 kadeh Sarafin Füme Sauvignon Blanc ile başladı, 4 kadeh bol buzlu Jack Daniels ile bitti.
Şimdi bu saatte bile daha yeni kendime geliyorum..Olsun bu da lazımdır..
Çok eğlendim..Bakalım arayanım çıkacak mı ;)

Topaz Restaurant / Gümüşsuyu deneyimi

Dün akşam bir okazyon ile Topaz Restaurant'a gittim..Gitmişkende boş durmayıp hem keyfime baktım hem de eğlenceli bir vakit geçirdim.

Gece iyi başladı, direk 1 kadeh füme sauvignon blanc içtim silkindim..Birinci kadehi bitirirken ikinci kadehi de istedim elbette..Birinci kadeh açılış gibi geldi ne yalan söyleyeyim.

Atıştırmalıklar da şahaneydi, küp şeklinde dilimlenmiş parmaggiano ve dilimlenmiş füme Prosciutto servisinden bolca lüplettim.
Etrafta biraz daha dolaşıp biraz daha keyiflenince üçüncü kadehi aldım, ikinci atıştırmalık turunda japon çorba kaşığı içinde sunumu yapılan zeytinyağlı ahtapot yedim, altında bezelye püresi vardı ve güzel kombinasyondu.
Turun devamında ufak atıştırmalıkların arasında füme balıklı kanepe, haşlanmış dana etli altı püreli lezzet topları, ve şu anda hatırlamadığım birkaç tane daha kanepe ve avuç içi mini hamburger yedim. Gerçekten hem porsiyon olarak hemde sunum olarak gayet güzellerdi.
Eh bu sırada 4'üncü kadehe geçtiğimi ve çok sevdiğim bir arkadaşımı gördüğümü belirteyim.
Eh insan sevdiği arkadaşı görünce tabii mevzu değişiyor ve daha eğlenmek için içkiyi Jack Daniels ile takas ettim.
Bol buzlu bourbon kendime getirdi..(kendisiyle tüm gece flörtleştim totalde 4 bardak da JD içtim)

www.topazistanbul.com

Bir gün...

Hep bu beynin serbest salınışından bunlar
Bir gün düştü aklıma
sonra da bu

bir rüya bir ümide yaslanıp yaralandık
tutunduk sevgilere düşe kalka
hep yol aldık
yenilme gel yenilme

belki de aldatıldık
belki dünya hiç dönmüyor

imkansız yanıldılar
ölüm yok ölünmüyor
imkansız ah imkansız

gel uçurtma bayramları var
haydi sevin de gel
ölümsüz özgür çocukluğuna
yeniden yol ver

haydi koş haydi gel
bir avuç sevinç al annenden
bana da biraz ver
öylesine öylesine yalnızız ki

şu koskocaman şehir ve biz bak ne olur
bari sen gel

Wednesday, May 12, 2010

Vodafone Mother's Day Parody / Irony in Istanbul, Turkey

I have recently seen a couple of photos taken from Vodafone Mother's day outdoor campaign in Istanbul.
It's like a joke actually, outdoors placed to Greek Graveyard in front of Istanbul's biggest shopping center called Cevahir.

Outdoor advert is full of roses to be picked up for your mother.You can see it clearly but as you can see in the picture it placed in front of graveyard...I'm still shocking...
It's a clever idea for instance but the application strategy is clearly absurd and disaster.
How can somebody made this silly mistake..Is this because reckless outdoor company ? or miserable media planning company ? or Vodefone's own fault ?
Photos taken from www.bigumigu.com

Samimiyet Skalası

Samimiyet benim için şudur..
Aynı bayram, seyran,yılbaşı falan filan tebriği gibi kişisel olmalıdır..
Gerisi hikaye..
E-Mail kadar mesafeliysen belki E-Mail alırsın..
SMS kadar aranda mesafe tutuyorsan belki SMS alırsın..
MSN kadar aranda mesafe tutuyorsan hiçbirşey alamazsın zaten kullanmıyorum.
Telefon kadar aranda mesafe tutuyorsan belki telefon alırsın.

Samimiyet için kişisel olarak dostumsan dost kalırsın bütün bu yukardakiler araçtır.
Dostluk karşılıklı samimiyet ve görüşme gerektirir bunun için mesai harcamaktan geçer.


Eğer bunları yapamıyorsan zaten dostum değilsin.
Arkadaş statün sabittir.
Dostluk kontenjanıma girmek karşılıklı mesai yapmaktan geçer.
Hayatıma artık insan katmıyorum, gerek var mı ?

Günün özlü sözü 1

Her kadın hayatının bir bölümünü Budist olarak yaşar... Çünkü mutlaka bir öküze tapmışlığı vardır..

Şahane bir söz..benimde bir dönemde öküzlüğüm mevcuttu ama tapan olmadıydı en azından.

Tuesday, May 11, 2010

Negatif Kalorili yiyecekler

Listesi dursun şurda, sonra tercüme ederim ve detay yazarım

Negative Calorie Vegetables
Asparagus
Beet Root
Broccoli
Cabbage
Carrot
Cauliflower
Celery
Chicory
Hot Chili
Cucumber
Garden cress
Garlic
Green Beans
Lettuce
Onion
Radish
Spinach
Turnip
Zucchini
Negative Calorie Fruits
Apple
Blueberries
Cantaloupe
Cranberry
Grapefruit
Honeydew
Lemon/Lime
Mango
Orange
Papaya
Peach
Pineapple
Raspberry
Strawberry
Tomato
Tangerine
Turnip
Watermelon

bunu okuyan bunu da okusun:

Otomatik Vites: Kahrol!!!!!

Benim güzel güzeli arı gibi sokup kaçan böcüğüme önce sağdan yedirdi bir adi Renault 9 kırmızı ışıkta geçilmez kuralını bilmeyen adi şöförü eşliğinde.
Cumartesi günü bir halk otobüsü, ezer geçerim ne olacak ki düsturu ile soldan yedirdi yavruma.

dolayısı ile beraber olduğumuz ilk günden beri yanımdan ayrılmayan canım yavrum, ümraniye'de bir serviste şimdi. Sağını solunu çekiştiriyorlar, 45.000 bakımını yapıyorlar, hafiften boyalar yiyor.
Yapayalnız oralarda ne yapıyor bilmiyorum, kendimi zor tutuyorum yanına gitmemek için. Dünyanın en güzel arabası olmayabilir, ama benim dert ortağım, sırdaşım, her şeyim.

Kaskoların güzelliği, artık bu tip durumlarda araçsız kalmamak. Sağ olsun benim kasko firması da hemen o gün bir aracı gönderdi. Beyaz 2009 model bir Hyundai. Eh iyi, bizimkisinin abisi dedim. ama içeri görünce gördüm ki bok abisi, prematüresi.
Kadın görünce otomatik yollayalım demişler arkadaşlar. 20 sene sol ayak kullanmış bünye nasıl tek ayak çalışmaya alışsın... alışamıyorum....
birde 1400 motor, ohhh suyundan da koy.
Gitmiyor arkadaşım bu araba, tepki vermiyor.
Kim demişse, otomatik şanzıman rahatlıktır diye, bok yemiş!!!!

Yok trafikte rahatım, yok sol bacağını al altına, yok camdan çıkar, aman da aman emniyetli sürüş...
Nerde emniyetli sürüş? Zaten 1,4 gitmiyor, bu hali ile ancak geçin beni arkadaşım, benden ümit yok diyorsunuz. sol şeridi unutacağım zati, hangi sol şerit, minimum hız limitlerini karşılamıyor adi yaratık.

Çocuğum servisten bir çıksın, her yerini ayrı öpeceğim....

Little Big Planet 2: not just a platform game but "a platform for games"






alemin kıralı geliyooooooöööooooorr ...geliyooooor... geliii-yoooo-o ooorrr
Kurabiye canavarımsı bir tip bile var ayol...

Oyun sadece kendi bölümlerimizi geliştirmekten ibaret olmayacak, ayrıca farklı türlerde oyunlara kendimiz şekil verebileceğiz. Yani LBP 2'yi istersek bir yarış oyununa, bir puzzle türüne veya daha farklı türlere çevirebileceğiz.

Nasıl geliyor kulağa?

Gelişi Aralık 2010 veya 2011 diye bekleniyor, ellerim çok feci kaşınıyor, geç zaman geçççççççç
Oyunda story bölümünde yine dünyayı dolaşmayacağız, bu sefer buluş dönemlerini inceleyeceğiz ilk bilgilere göre. Davinci's Hideout ilk bölüm olacakmış.
"looking at periods of history where creativity was on fire."

"Our goal is to melt all of your brains,"

adamlar ne desin daha ki?

Mayıs ayı takıntım - Bent -Leavin Me

Bu ay başından beri Bent'e takılmış vaziyetteyim, albümlerin arasında geziniyorum çok da ruh halime uyuyor.
Şarkımız bir başka country şarkısından arak ve disco tarzı ama ne tarz..çok güzel..
Sözleri ise yine şarkının o kısmından arak (bunların hiç biri arak değil sadece sample kullanılmış)

I can't believe that you're honestly thinking of leaving me
Cause I thought that leaving really wasn't even on your mind
I'm drowning in tears drowning constantly nearer to misery

hakkaten leziz..gelde yeme..

. İSTANBUL ULUSLARARASI ŞİİR FESTİVALİ

11-15 Maggio / Mayıs 2010

3º FESTIVAL INTERNAZIONALE DI POESIA DI ISTANBUL

3. İSTANBUL ULUSLARARASI ŞİİR FESTİVALİ

Con la partecipazione della poetessa Marica Larocchi / İtalyan şair Marica Larocchi’nin katılımıyla

Lettura è in italiano e in turco/Şiir okunması İtalyanca ve Türkçedir.


12/05/2010


Luogo / Yer: D&R Kanyon


Ore/Saat: 15:30


Entrata libera / Giriş ücretsizdir.



14/05/2010


Luogo / Yer: Caferağa Medresesi Caferiye Sokak Soğukkuyu Çıkmazı 1 Sultanahmet


Ore/Saat: 17:30


Entrata libera / Giriş ücretsizdir
.


Lettura è in italiano e in turco/Şiir okunması İtalyanca ve Türkçedir

http://www.istanbul siirfestivali. org/tr/index. asp?arsiv= 2010

Monday, May 10, 2010

Bir dönemin daha sonu

Bitişler yeni başlangıçların sebebidir.
Her başlangıç kadar sevinçle karşılanabilmelidir. Ama nasıl ki başlangıçları güzellikler ile yapıyoruz, bitişleri de aynı jantilikte yapabilmek gerekir.

Şahsi fikirlerim bir tarafa, güle güle Sn. Baykal. Bir dolu keşke ile size güle güle demek istemezdim. Gidişinizin bu şekil bir rezillikle olmasını istemezdim. Elbet bir gün olan biten açıklığa kavuşacaktır.
Umuyorum ki arkanızda bu dikta rejimine dayanabilecek, bu rejimi değiştirebilecek bir güç bırakırsınız. Ve yine umuyorum ki elinizi, yardımınızı esirgemezsiniz arkanızdan geleceklere.

Umarım bu bitiş, daha güzel günlere açılan kapıdır. Umarım sizi eleştirdiğimiz günleri mumla aramayız.

Thursday, May 6, 2010

Deneysel Yemek ve Türklerin Yemeğe karşı muhafazakar duruşu

Çoktandır yazmak istediğim bir konuydu bu açıkcası.Canım Türkiyem'de insanların yemekle olağanüstü içli dışlı olmaları fakat diğer ülkelerin mutfaklarına karşı takındıkları önyargı hatta deneysel yemeklere karşı inanılmaz derecede uzak kalmaları.
Evet itiraf edelim Türkiye gerçekten şahane mutfakların kombinasyonuyla dünya yemek kültüründe hatırı sayılır yere sahip özel ülke mutfaklarından.
Peki bizler birey olarak kendi mutfağımız dışındaki yemek kültürlerine veya deneysel mutfaklara, yemeklere açık mıyız ?
Şahsım adına evet ama kocaman bir çoğunluk adına hayır.
Damak tadına katkı yapabilecek dolu ot ,yeşilllik, baharat, karışım vs mevcut, farklı pişim teknikleri, daha farklı ithal edilen balık, et çeşnileri mevcut ama..aması şu..

bunları tüketen zaten halihazırda farklı ülkelere yolculuk edip bunları birşekilde tüketmiş, orda yaşamış,bulunmuş kitle..
onları geçiyorum zaten bu konunun öznesi de değiller.
Sushi dediğimde ıy çiğ balık diyen çoğunluk, emantel peyniri dediğimde ıy canım ezine peynirim diyenler..
Ben hepsine tapıyorum ama kastım bu değil.

Evet sessiz kocaman çoğunluk..
Bu kadar muhafazakarlıktan sıkılmadınız mı yahu ?
Giderek kebaplaşan bir memleket için gerçekten can sıkıcı bir durum...
Biraz farklı lezzetler, biraz deneysellik, biraz tadımlık..
Bütün bunlar inanın ultra pahalı şeyler değil..

Güney İtalya Şarapları


Park Hyatt Istanbul - Maçka Palas ve Mania Gurme’nin birlikte düzenledikleri “Şarap Tadım Günleri”nin 3.sü, konuklarını, Güney İtalya şaraplarının keşfedileceği lezzetli bir buluşma ile ağırlıyor olacak.
Antik Yunan kültüründen miras bilgi birikimi ve yerel üzüm çeşitliliğini, volkanik topraklarındaki teruar zenginliği ile birleştirerek eşsiz şaraplar üreten Campania Bölgesi,
Feudi di San Gregorio’nun ünlü şarapları ile keşfedilecek.
Diğer taraftan, kaliteli İtalyan şaraplarının dünyasında özgün üzümleri ile söz sahibi olmayı başaran Sicilya Bölgesi, yenilikçi şaraphanesi
Donnafugata’nın lezzetleri ile tadılacak.
Mania Gurme’nin ülkemizle tanıştırdığı Sicilya ve Campania şaraplarının örneklerini tatmak isteyenler, her ayın ilk çarşambası olduğu gibi yine Park Hyatt Wine Lounge’da buluşacak.
5 Mayıs Çarşamba günü saat 19:00’da başlayacak tadım hakkında ayrıntılı bilgi ve rezervasyon için (212) 315 1234 veya (212) 373 3771 numaralı telefonlardan Park Hyatt Istanbul – Maçka Palas ile iletişime geçebilirsiniz.
Mania Gurme ile Wine Lounge’ta şarap tadımı, kişi başı (atıştırmalık ikramlar dahil) 45 TL

Wednesday, May 5, 2010

taksiyle.com - Mesafeler arası ücret hesaplayan şahane bir servis

Süper bir servis açılmış, gitmek istediğin yer ve bulunduğun yeri işaretliyorsun, sana kaç liraya taksiye para vermen gerektiğini söylüyor.
İstanbul, Ankara, ,İzmir, Bursa ve Antalya için geçerli..(şimdilik)
Evet Metro,Metrobüs,Otobüs ile de gitmek mümkün, belki toplu taşıma kullanmayacaksın..
Bu servis güzel, belki yabancı dil versiyonunu da yaparlar turist servisi..
Tuttum..

Hıdırellez


Hani hıdırellez ya bugün...
Anneannem rahmetli, kırmızı keselere paralar dikerdi bugün
her birimizin baş harfi işli
Gece üşenmez koyardı gülün altına
Ertesi gün cüzdanlarımızda değişirdi kırmızı keseler
Sanki o para hiç azalmazdı o yapınca

20 sene olmuş öleli dile kolay
18 yaşında idim gittiğinde

Bugün başka özledim, belki dün gördüğüm boneli teyze yüzündendir özlemem



Tuesday, May 4, 2010

Anneler Günü


Hani anneler günü geliyor ya...
Ben bu sene hediye almıyorum
Alıyorum ama almıyorum

Başka bir annenin derdine ucundan bile olsa merhem olmaya çalışacağım
Kime derseniz şu linkleri okuyunuz, doğruluğundan şüphe edeceğiniz bir durum yoktur


şimdi buraya tıklayın bütün hikaye orada yazılı...
keşke sadece hikaye olsa idi denenlerden

Churchill

Önce hatırlayalım kimdi, vikiye bakmaya üşenenler için:

30 Kasım 1874'te, Lord Randolph Churchill’in ve Amerikalı eşi Jennie Jerome'un oğlu olarak dünyaya geldi. 1895'te Kraliyet Harp Okulunu bitirdi ve orduya girdi. Boer Savaşı'nda esir düştü ve kaçarak milli kahraman haline geldi. On ay sonra, Muhafazakar Parti'den milletvekili seçildi.

1904’te Liberal Parti'ye girdi. 1911’de Bahriye Nazırı oldu. Başarılı siyasi kariyeri 1916 Gelibolu yenilgisinden sonra düşüşe geçti. Sadece donanmayla Çanakkale Boğazı'nın geçilebileceği, ardından da rahatça İstanbul’a ulaşılabileceği konusundaki ısrarcı tavrı, Türklerin umulandan çok daha başarılı bir savunma yapması; müttefik ordusunun tarihi yenilgisine yol açtı. Bu başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen Churchill, İngiliz halkı karşında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerinin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı. Ancak 1917’de Cephane Bakanlığı'na ve Harbiye Bakanlığı'na getirildi. 1924'te tekrar Muhafazakar Partiye girdi. Maliye Bakanı oldu (1924-1929).

1939'da bir kez daha Bahriye Nazırlığına ve 1940'ta (N. Chamberlain'ın) yerine başbakanlığa getirildi. II. Dünya Savaşı'nda izlediği savaş politikası veRoosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu İngiliz tarihinin en önemli devlet adamları arasına soktu. Gene bu dönemde Müttefik Devletlerin Balkanlar'a kaydırmaya çalıştığı strateji konusunda Ruslarla çalıştı. Ancak SSCB'nin burada hakim duruma geçmesinden de çekiniyordu. Bu yüzden savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye'yi savaşa sokmaya çalıştı. Kahire ve Adana'da Türk yöneticileriyle bu konuda yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin istediği askeri yardımı vermeye de yanaşmadı. Savaş sonrası Avrupa ülkelerinin birleşmesini sağlayan NATO, Avrupa Konseyi gibi kurumların oluşması için büyük çaba gösterdi. 1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi. 1955'te görevlerini A.Eden'e bırakarak siyasetten çekildi.

Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi. 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 1963’te Amerikan Devleti, kendisi koşturduğunuz ne onursal vatandaşlık verdi. 1965 yılında, 91 yaşında inmeden öldü ve Blenheim Palace'a gömüldü.

Hitler benzetmesine karşılık Churchill he mi? Nerelerden benzettin diye soran yok mu?

Toprakta kemikleri bile kalmamış, üzerinde at koşturduğunuz meclis yaşasın diye kendini paralamış insanları ne kadar kolay eleştirmek...

Şansızlığımız, gerçek liderlerin sizlere yolu açması, savaşmadınız özgürlük için, demokrasi için, hak için. bu yüzden bu kadar kolay konuşmak hepinize.


Es geçtiğimiz bu akdar şehit niçin sizlerin döneminde yine hortluyor? İrticaya savaş açtı diye yargılanan insanların gerçeğini yaşıyoruz bugün. bu mu demokrasi? savaş var evet, ama iyi için değil...


Hakkı Devrim ne güzel demiş bugün yazısının sonunda:

İnsan olarak Hitler’in en büyük, onu insanlığın başına bela eden en tehlikeli zaafı, kendini, gerçekte olduğundan daha büyük, daha anlamlı ve daha etkili sanmasıydı. Bence söz konusu sahnenin bizim burada yaşayan kahramanları, Hitler’i, bıyığı açısından değil de bütün insanlığın felaketine sebep olan bu çok tehlikeli zaafı açısından ele alsalar, isabet etmiş olurlardı.
İkilinin bu bıyıklı tartışmasını İsmet Paşa işitseydi, ne derdi acaba diye sormuyorum. Zira o, bu türden olanlara diyeceğini yıllar önce söylemiştir:
– Hayri canım sen de! diye...